Akciğer Kanserinde Proton Tedavisi

İsviçre’de ilk defa akciğer kanseri tedavisinde proton terapisi uygulandı



60 yaşında bir hasta akciğer kanseri tedavisi için pozitif yüklü proton parçacıkları ile yapılan ışınlama terapisini aldı, bu terapi yüklü parçacıkların doğrudan tümöre iletiliyor.


Proton terapisi, akciğer kanserinde ilk defa İsviçre'de uygulandı, 7 haftalık tedavi kürü uluslararası klinik araştırma kapsamında Paul Scherrer Enstitüsü ve Apau’da bulunan hastanede gerçekleştirildi. Paul Scherrer proton tedavisi konusunda, ayrıca baş ve boyun kanseri ve vücutta bulunan tümör tedavisinde 1996’tan beri deneyim sahibidir. Klinik araştırma, cerrahi tedavisine uygun olmayan akciğer kanserinin tedavisi konusunda yapılmaktadır. Bu çalışmanın neticesinde, akciğer kanserinde daha koruyucu, daha net ve komşu olarak bulunan kalp ve akciğer bölgelerine en az zarar ile tedavi görmeyi amaçlamaktadır.


Akciğer kanseri en ölümcül kanserlerinin başında gelmektedir. İsviçre’de yılda 4500 hasta akciğer kanseri teşhisi almaktadır. Genellikle öncelikli olarak cerrahi tedavi uygulanmakla birlikte, tedavi sonrası kemoterapi, ışın tedavisi ve bazen immün tedavisi uygulanmaktadır. Fakat her tümör cerrahi olarak çıkarılamayabiliyor, PSI Enstitüsü hastalarına ayrıca Proton ışını tedavisini de önermektedir. Bu alanda, PSI akciğer hastalarının yan etkilerini azaltmak ve geleneksel ışın terapisinin yarattığı kalp problemleri ve pnömoni gibi hastalıklardan koruyarak cerrahi tedaviye uygun olmayan hastalara da uygulanabilmektedir.


‘Bugün ilk defa 3. faz uluslararası araştırma kapsamı içerisinde küçük hücreli olmayan akciğer kanseri hastasına proton terapisi uygulandı. Hastanın tümörü ileri derecede olmakla birlikte cerrahi yöntemle alınması mümkün değildi’, diye belirtti, PSI enstitüsü baş hekimi Damien Weber.


Çalışma Amerika kökenli bir kanser araştırma platformu olan NRG onkoloji tarafından gerçekleştiriliyor, PSI enstitüsü bu çalışmaya, Aarau ve Baden’de bulunan hastaneler ile birlikte katılıyor, Amerika dışında bu tür çalışmaları yapan merkezlerdir. Çalışmanın amacı, cerrahi yöntemle tedavisi mümkün olmayan akciğer kanserinin, foton terapisi ve proton terapisi ile gerekli çalışmaları yapmaktır.


Oliver Risterer, Aarau ve Baden’de bulunan radyasyon onkoloji merkezlerinin baş hekiminin belirttiğine göre, kanser tedavisi alanında gerekli tercümelerin olması ve NRG onkoloji grubuna üye olmamız, onkoloji radyoloji alanında uzman hekimlerimiz bu araştırma çalışmasına katılmışlardır.

Kanser hastaları yapılan bu klinik araştırmaya katılabilmektedirler. Randomize yapılan bu araştırma çalışmasında, hastaların bir kısmı PSI’de proton tedavisi alırken, diğer hasta grubu Aarau ve Baden merkezlerinde radyoterapi almaktadırlar. Bu kapsamda proton ve foton çalışmaları karşılaştırılmaktadır.


İnce farklılıklar

İki ışın yönteminin de hedefi, tümörlerdeki genetik yapıyı bozarak, tümörü yok etmektir. Aralarındaki ayrım, ışınların fiziksel özelliklerinden dolayı ortaya çıkmaktadır. Geleneksel radyoterapi x ışınları veya foton ışınlarını kullanırken, proton tedavisi ise pozitif yüklü proton parçacıklarını kullanmaktadır. Bugün foton ışını noktasal ışınlama yapabilmektedir fakat ışın yönü boyunca tümör dahil diğer sağlıklı dokular da, ışın arttıkça zararı artmaktadır. Buna karşın proton ışınları kalem ışını tarama teknolojisiyle daha net bir şekilde tümöre proton ışınlarını iletmekte ve radyasyon tümör bölgesi içinde yayıldığından dolayı çevre dokulara minimal düzeyde radyasyon bulaşabiliyor. Proton terapisinin, ışınların fiziksel yapısından dolayı daha efektif bir tedavi yöntemi olabileceğini düşünüyoruz diye bilirtiyor PSI başhekimi Weber. Yıllar önce genç yaşta bir hastanın tedavisi başarı ile yapılmıştı, sonuçları başarılı idi fakat burada gözlemlemeye çalıştığımız, genel olarak daha öncelikli bir yöntem olup olmayacağı. Daha önce foton ve proton tedavisini bu alanda inceleyen bir klinik araştırma yapılmadığından dolayı bunu söylemek zordu. Randomize yapılan klinik araştırma arasındaki farkı ortaya koyabilecek bir araştırmadır. Tedavinin pahalılığından dolayı bu tip çalışmalar gelişmiş ve yüksek standardı olan merkezlerde yapılabilmektedir.


NRG onkoloji tarafından belirlenen ve akreditasyon veren Heuston’da bulunan MD Anderson tarafından uzun bir akreditasyon gerçekleştirildi PSI enstitüsü, Aarau ve Baden’deki hastaneler. Kesin bir karşılaştırılmanın yapılması için yüksek standartlarda ve aynı şartlarda tedavi yapılması gerekmektedir. Yapılan çalışmada, ışınlama 2mm alana yapılabiliyor, doz planlandığı gibi iletilebiliyor. Çalışmanın hastalarda aynı şekilde uygulanabilmesi için, öncesinde yüksek teknolojili hasta robotlar kullanılarak denemeler yapılmıştır, bu robotlar uygulanan dozu, nefes ve reaksiyon gösterebiliyorlar.


Proton tedavisinde büyük adım

Yapılan proton tedavi çalışması, akciğer hastalarına uygulanan proton tedavisi alanında PSI enstitüsü için önemli bir alan açmaktadır. Proton tedavisi, baş ve boyun, vücutta bulunan tümörlerin tedavisinde kullanılsa da akciğer kanserinde ilk defa yapılan bir çalışmadır bu. Akciğerler nefes alındığında hareket halinde oldukları için, ortalama 2cm hareketlilikten dolayı, yer değiştiren tümörlere noktasal ışınlama yapmak zorlaşıyor. Dr. Laiser tümörün tam olarak taranması ve nefes alış ve verişinde ışınlamayı sürdürebilmek önemlidir. Bu nedenle tümör iki defa taranmaktadır, bu az da olsa sağlıklı dokunun da kapsam alanına girmesi demek oluyor. PSI’de uygulanan bir diğer teknik ise ışınlamanın sadece nefes verişinde yapılmasıdır. Bunun olabilmesi için BT çekildikten sonra, nefes alış ve verişinde tümörün yeri tespit edilmektedir. Proton ışınlaması yapılırken, yerleştirilmiş marker özel kamera tarafından takip edilmekte ve ışınlama yapılmaktadır. 2 franklık madeni para büyüklüğünde olan arker, hasta nefes alıp verdiğinde akciğerler ile birlikte yer değiştirmektedir. Proton ışını hasta nefes aldığında ise durmaktadır. Bu yöntem ile hastalar nefes alırken tedavi olabiliyorlardır.


Klinik araştırmada 330 hasta yer alıyor, 10 hasta İsviçre’de bulunuyor, iki kurumumuz arasında gerçekleştirilen iş birliği Aarau’da gerçekleştirilen onkoloji çalışmalarını ileriye taşıyacaktır. İki merkez de başka klinik çalışmalarda da birlikte çalışmayı amaçlıyor. Dr. Risterer’in söylediğine göre amacımız hem foton hem proton tedavisini kullanarak en iyi sonuçları çıkarsamaktır.